Fon Krizi İçin Çıkarılan Yeni Kanun: Yöneticilerin Şahsi Sorumluluğu ve TMSF'nin Yetkileri
Tasfiyesine karar verilen bazı yatırım fonları için hazırlanan 7596 sayılı Kanun, 27 Ekim 2026 tarihli ve 33413 sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı. Kanun, Sermaye Piyasası Kurulu'nun 17 Eylül 2026 tarihli kararlarıyla tasfiyesine karar verilen fonlar için özel bir tasfiye ve geri kazanım düzeni kuruyor. Önceki yazımızda fon krizinde yatırımcıların en çok sorduğu soruları ele almıştık. Bu yazıda yeni kanunun yatırımcılar, yöneticiler ve kurumlar için ne getirdiğini sekiz soruda özetliyoruz.
1. Kanun hangi fonları kapsıyor?
Yalnızca SPK'nın 17 Eylül 2026 tarihli kararlarıyla tasfiyesine karar verilen ve kanunun yayımı tarihinde tasfiyesi tamamlanmamış fonları (m.1, m.2). Kanun, diğer yatırım fonları için genel ya da sürekli bir tasfiye ve sorumluluk rejimi oluşturmadığını kendisi söylüyor (m.1/2).
2. Yatırımcı ne kadar ödeme alacak?
Kanun, Kurul'un belirleyeceği fonlarda yatırımcıya 1.000.000 TL'ye kadar ara ödeme yapılabileceğini belirtiyor (m.4/2). Burada "yapılabilir" ifadesi önemli: Bu, her fon için kendiliğinden doğan bir hak değil, Kurul kararına bağlı bir imkân. Ara ödeme, yatırımcının fiilen yatırdığı paradan çektiğini düştükten sonra kalan net tutarla ve fondaki payların değeriyle sınırlı. Nakit yetmezse Kurul, en düşük net yatırımdan başlayarak ödeme yapılmasına karar verebiliyor (m.4/3). Nihai ödemede ise yatırılan para, tüketici ve üretici fiyat endekslerinin ortalamasıyla güncelleniyor (m.4/1).
3. Kimler ödeme alamayacak?
SPK'nın, piyasa dolandırıcılığı ve benzeri fiilleri fonlarla birlikte işlediğini tespit ettiği kişi ve kurumlara tasfiye ve geri kazanım hesabından ödeme yapılmıyor (m.3/6). Dikkat çeken nokta şu: Bu sonuç bir yargı kararına değil, Kurul'un tespitine bağlanmış. Bu tespitlere karşı başvurulacak yolların nasıl işleyeceği uygulamada önem kazanacak.
4. Fon yöneticileri şahsen sorumlu mu?
Kanun önce bir tanım yapıyor: Fondan karşılıksız, muvazaalı ya da "fonun menfaatine uygun gerçek bir ekonomik amacı bulunmaksızın" ilişkili taraflara, yöneticilere veya üçüncü kişilere aktarılan değerler, şeklen mevzuata uygun olsa bile hukuka aykırı çıkarılmış sayılıyor (m.5/1). Bu zarardan önce portföy yönetim şirketi sorumlu. Şirketten tahsil edilemezse ya da edilemeyeceği açıkça belli olursa, sorumluluğu Kurul'ca belirlenen gerçek ve tüzel kişiler ile onlarla birlikte hareket edenler şahsen sorumlu tutuluyor (m.5/2). Görevden ayrılmış olmak, görev dönemindeki işlemlerden doğan sorumluluğu ortadan kaldırmıyor.
Bu hüküm, yalnız fon yöneticilerini değil; işlemin karşı tarafı olan ilişkili şirketleri ve onların yöneticilerini de yakından ilgilendiriyor.
5. Sorumluluk nasıl belirlenip tahsil edilecek?
Zarar tutarını ve kimin ne kadar sorumlu olduğunu SPK belirleyip Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na (TMSF) bildiriyor (m.5/3). TMSF de bu alacağı, vergi ve diğer kamu alacakları gibi 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'a göre takip ediyor; Bankacılık Kanunu'ndaki bazı yetkileri de kullanabiliyor (m.5/4). Bu kapsamdaki davalarda İstanbul İdare Mahkemeleri yetkili.
Bunun pratik anlamı şu: Şahsi sorumluluk, bir tazminat davasında Mahkeme kararıyla değil, idari bir tespitle doğuyor. Sorumlu tutulan kişi bu tespiti idari yargıda tartışmak zorunda kalacak. Bu yüzden Kurul'un denetim ve inceleme süreçlerinde verilecek açıklamalar ve sunulacak belgeler, sonradan telafisi güç sonuçlar doğurabilir.
6. TMSF el konulan varlıkları dava bitmeden satabilir mi?
Evet. Soruşturmalarda Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 128. maddesine göre el koyma kararı verilebiliyor; SPK'nın suç duyurularına dayanak raporları da bu maddedeki rapor sayılıyor (m.6/1). Fona iadesi mümkün olmayan varlıklar için TMSF kayyım atanabiliyor ve "dava sonucu beklenmeksizin derhal" satış veya tasfiye yapabiliyor (m.6/2).
Bu, mülkiyet hakkı (Anayasa m.35) ve masumiyet karinesi açısından kanunun en çok tartışılacak hükmü olmaya aday. Kanun, yargılama beraatle ya da müsadere kararı verilmeden sona ererse satılmış varlığın sahibine ne ödeneceğini açıkça düzenlemiyor; bu halde kanunun yollama yaptığı genel hükümlere (m.7/3) başvurulması gerekecek.
7. Kanun geçmişe mi uygulanıyor?
Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe giriyor ama "17 Eylül 2026 tarihinden geçerli" (m.8). Şahsi sorumluluk ise yöneticilerin geçmişte yaptığı işlemlere bağlanıyor. Kanun bir ceza hükmü koymadığı için Anayasa'daki suç ve cezalarda geriye yürümezlik ilkesi doğrudan uygulanmıyor. Ancak geçmiş işlemlere yeni bir sorumluluk ve tahsil rejimi bağlanması, hukuki güvenlik ve mülkiyet hakkı açısından yargı önünde tartışılması muhtemel bir konu.
8. Kısa sürede kazanç elde edenler parayı iade etmeli mi?
Kanun, tasfiyeden önce fondan çıkıp enflasyon ortalamasını aşan getiri elde edenlere ve Kurul'un incelediği paylardan kazanç sağlayanlara, bu fazlayı SPK'nın ilan edeceği hesaplara isteğe bağlı olarak iade imkânı tanıyor (m.4/4). Bu iade, Sermaye Piyasası Kanunu'ndaki etkin pişmanlıkla aynı şey değil. Piyasa dolandırıcılığında etkin pişmanlık için menfaatin iki katının, en az 500.000 TL, Hazineye ödenmesi gerekiyor (SPKn m.107/3). Yeni kanun, isteğe bağlı iadenin ceza sorumluluğuna etkisini düzenlemiyor. İade düşünen kişinin bu farkı bilerek karar vermesi gerekir.
Sonuç olarak;
7596 sayılı Kanun, yatırımcıya daha hızlı ödeme yapılmasını amaçlıyor ve bu yönüyle önemli. Öte yandan sorumluluğun idari tespitle kurulması, dava bitmeden satış ve geriye etki, yöneticiler ve ilişkili kişiler için yeni ve ağır sonuçlar doğuruyor.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır, somut bir dosya için hukuki görüş yerine geçmez.