Ortadaki Adam Saldırısı (Man in the Middle Attack) Yoluyla Dolandırıcılık

Son yıllarda ülkemizde de sık sık görülen nitelikli dolandırıcılık yöntemlerinden biri "Ortadaki Adam Saldırısı (Man in the Middle Attack)" olarak adlandırılmaktadır. E-posta yazışmaları üzerinden yapılan bu dolandırıcılık yöntemi en yalın anlatımı ile şu şekilde özetlenebilir.

Yöntem nasıl işliyor?

  • Geniş bir ağa sahip internet korsanları (hacker) uluslararası ticaret yapan şirketleri önce dışarıdan izleyerek şirket yetkililerinin davranışlarını ve hareketlerini gözlemlemeye başlıyorlar.
  • İki şirket arasındaki e-posta yazışmalarını takip edip, şirket yetkililerinin birbirlerine hitap şekillerini, şirketlerin ödeme tarihlerini vb. konuları takip ediyorlar.
  • Örnek olsun; A şirketi ile B şirketi arasında aylık bir ticari ilişki olduğunu kabul edelim. A şirketi her ay B şirketine 100.000 USD'lik bir mal sattığını varsayalım. İnternet korsanları aylarca süren izleme takipleri ile bunu önce keşfediyorlar. Sonra da şirket yetkililerinin davranışlarını öğrenip, A şirketinin yetkilisinin e-posta adresini tamamen kırarak ve onun yerine geçerek B şirketinin yetkilisine e-posta gönderiyorlar.
  • Bu e-postada A şirketinin yetkilisiymiş gibi ve onun ağzından 100.000 USD'lik faturayı gönderiyorlar ancak bu sefer, ödeme yapılacak banka hesabının farklı bir IBAN'a yatırılması talebini sunuyorlar. B şirketi yetkilisi de uzun zamandır ticaret yaptığı A şirketi yetkilisinin bu talebinden şüphelenmeyerek, internet korsanlarının istediği hesaba 100.000 USD'yi gönderiyor.
  • Devamında şayet bu yatan para bankadan nakit olarak çekilebilecekse, internet korsanları çok hızlı bir şekilde bankadan bu parayı nakit olarak çekerek ortadan kayboluyorlar.

Uygulamada karşılaşılan diğer yöntemler

Bir yöntemi yukarıda anlattığımız şekilde olmakla birlikte, buna benzer başka yöntemlerle de "Ortadaki Adam Saldırısı" düzenleyerek, çok yüksek meblağlarda dolandırıcılık yoluna girişilmektedir. Yöntem dışında uygulamada karşılaştığımız ihlalleri ya da şirket yetkililerinin atladığı hususları da aşağıda sıralamamız gerekir.

  • Aynı unvanla başka ülkede kurulan şirket. Uluslararası şirketlerin dünyanın birçok yerinde şubelerinin ve banka hesaplarının olması beklenebilmektedir. İnternet korsanları bu durumu bildiklerinden, bunu lehlerine çevirerek dolandırılan şirket yetkililerinin şüphe duymamalarını sağlamaktadırlar. Örnek olsun; ABC LLC. isimli bir firmanın Hollanda'da faaliyet gösterdiğini ve bu firmanın İsviçre'de banka hesabı bulunduğunu varsayalım. İnternet korsanları dolandırıcılığı gerçekleştirmek için öncelikle ABC LLC. ismi ile örneğin Güney Kore'de bir firma kurarak, orada da banka hesabı açarak, e-posta hesaplarını ele geçirdikten sonra parayı gönderecek firmaya IBAN gönderirken, kendilerinin Güney Kore'de kurdukları aynı isimli ABC LLC. isimli firmanın Güney Kore'deki hesabına paranın gönderilmesini talep edebiliyorlar. Dolandırılan firma da, ticaret yaptığı ABC LLC. firmasının Güney Kore'de de bir firma ya da şube kurduğunu düşünerek ve firma unvanı aynı olduğu için bu durumdan şüphelenmeyerek parayı Güney Kore'deki hesaba gönderebiliyor.
  • Benzer e-posta adresi. İnternet korsanları bazı durumlarda ticaret yapan iki firmanın e-posta adreslerini tamamen kıramayabiliyorlar. Ancak yine de yazışmaları izleyerek uygun zamanda müdahale imkânı kolluyorlar. Müdahale edip bir ödemeyi kendilerine yönlendirmek için bu sefer, parayı alacak firma yetkilisinin kullandığı e-posta adresine çok benzer (sadece birkaç harf değişikliği ile) bir e-posta adresi alarak ve bu adres üzerinden yazışma yaparak da şirketleri dolandırabiliyorlar.
  • Sahte pasaportla açılan hesap. Ülkemizde çok rastlanan başka bir durum ise dolandırıcılığa konu paraların sahte pasaportlarla çekilmesidir. Yukarıdaki örnekten hareket edersek, internet korsanları bu sefer sahte bir pasaport hazırlayıp pasaport sahibinin "ismini: ABC; soy ismini de: LLC" yaparak, bu pasaport ile Türk bankalarında şahsi döviz mevduat hesabı açıyorlar. Açılan hesap adı, sahte pasaportta yer alan ad ve soyad olduğundan "ABC LLC" olarak görünmektedir. Sonrasında internet korsanları dolandırılan şirkete Türkiye'de bulunan ve hesap adı "ABC LLC" olan bir IBAN numarası gönderdiklerinde, dolandırılan şirket, şirket unvanı değişmediği için yine bu durumdan şüphelenmeyerek parayı Türkiye'ye yollamaktadır.
  • Zayıf bankacılık uygulamaları. Ülkemizde maalesef bankacılık uygulamalarının zayıflığı nedeniyle hem yukarıda bahsettiğimiz sahte pasaport ile hesap açma hadiselerinin (sahte pasaportta ad-soyad bölümünde görünen isimler çok saçma ya da akıl dışı olsa da, Coca Cola LLC, Michael Jordan gibi, gerçekten geçmişte bu isimlerle hesaplar açıldığı görülmüştür) hem de çok yüksek meblağlarla bankadan nakit para çekiminin yapıldığı gözlemlenmiştir. Hatta yabancı internet korsanlarıyla yapılan görüşmelerde, neden ülkemizin bu tür dolandırıcılıkta aracı olarak kullanıldığı sorulduğunda, "Dünyada bankadan nakit olarak para çekilebilen en kolay ülke Türkiye" şeklinde yanıt alındığı da olmuştur.
  • Paranın bölünerek farklı ülkelere gönderilmesi. Dolandırılan paranın izini kaybettirmenin bir başka yolu, parayı birçok parçaya bölerek farklı ülkelere transfer etmek ve böylece takibini imkânsız kılmaktır. Örneğin İsveçli bir firma dolandırıldığında, para önce Hong Kong'taki paravan bir firmaya gönderilmekte, ardından dörde bölünerek Çin, İsviçre, Hollanda ve İngiltere'deki yine paravan firmaların hesaplarına aktarılabilmektedir.
  • Paravan şirketlerin hesap hareketleri. Uygulamada yaptığımız araştırmalardan birinde, İsviçre'de bulunan ve dolandırıcılığa karışan paravan bir şirketin banka hesaplarını inceleme fırsatı bulmuştuk. Hesap hareketlerine baktığımızda, dünyanın tüm bölgelerinden birçok firmanın dolandırıldığını, paraların dünyanın birçok ülkesinden bu firmaya geldiğini ve genellikle hiç bekletilmeden yine birçok farklı ülkeye gönderildiğini gördük. Yerel makamlarla yaptığımız görüşmelerde de bu tür dolandırıcılığın uyuşturucu ticaretinin önüne geçtiği, masrafının çok daha az olduğu, internet korsanlarının belli mafya gruplarının kontrolünde olduğu ve tek bir paravan şirketin dolandırıcılık hacminin yılda yüz milyonlarca Euro'ya kadar çıkabildiği ifade edildi.

Mevzuat: şüpheli işlem bildirimi ve işlemin ertelenmesi

Tüm bu yöntem ve gelişmelere değindikten sonra, bu nitelikli dolandırıcılık suçuna ilişkin mevzuatımıza değinmemiz gerekir. 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun, finans kuruluşlarına (yükümlüler) sorumluluklar yüklemektedir. Yazımızın konusunu ilgilendiren bölüm Kanun'un ikinci bölümüdür ve 4. madde "Şüpheli işlem bildirimi" başlığını taşır. Maddenin birinci fıkrası şöyledir:

Yükümlüler nezdinde veya bunlar aracılığıyla yapılan veya yapılmaya teşebbüs edilen işlemlere konu malvarlığının yasa dışı yollardan elde edildiğine veya yasa dışı amaçlarla kullanıldığına dair herhangi bir bilgi, şüphe veya şüpheyi gerektirecek bir hususun bulunması halinde bu işlemlerin yükümlüler tarafından Başkanlığa bildirilmesi zorunludur.

Kanun burada finans kurumlarına, kurumları ile ilgili bir para hareketinde bu paranın yasa dışı yollarla elde edildiğine veya yasa dışı amaçlarla kullanıldığına ilişkin şüphe duyulması halinde MASAK'a "şüpheli işlem bildirimi"nde bulunma zorunluluğu getirmiştir. Yine aynı Kanun'un 19/A maddesi uyarınca, bu şekildeki bir şüpheli işlem durumunda ilgili Bakan'ın ya da Bakan'ın vereceği yetki ile Bakan Yardımcısı'nın, durumu yetkili makamlara bildirmek için işlemi yedi iş günü boyunca askıya alma yetkisi bulunmaktadır.

Ayrıca Suç Gelirlerinin Aklanmasının ve Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Kapsamında İşlemlerin Ertelenmesine Dair Yönetmelik'in 4/1. maddesine göre:

Yükümlüler nezdinde veya bunlar aracılığıyla yapılmaya teşebbüs edilen ya da halihazırda devam eden işleme konu malvarlığının aklama veya terörizmin finansmanı suçu ile ilişkili olduğuna dair şüpheyi destekleyen belge veya ciddi emare bulunması durumunda, yükümlüler şüpheli işlem bildirimini Başkanlığa gerekçeleri ile birlikte işlemin ertelenmesi talebi ile gönderirler.

Kısaca, yükümlü finans kurumu olan banka, bir e-posta dolandırıcılığı durumunda şüpheli bir para transferi gördüğünde derhal MASAK'a bildirmeli; hızlıca yapılan inceleme sonucunda Bakan ya da yardımcısı yedi iş günü boyunca hesaba bloke koymalı ve ilgili Cumhuriyet başsavcılığına durumu bildirmelidir. Bunun dışında Yönetmelik uyarınca suç işlendiğine ilişkin ciddi emare varsa banka inisiyatif alarak işlemin ertelenmesini istemeli ve durumu MASAK'a bildirmelidir. İşleyiş bu şekilde gerçekleşirse, ülkemizde yaşanan birçok e-posta dolandırıcılığının önüne geçilmiş olur.

Şüpheli İşlem Bildirimi Rehberi

Kanun dışında, Hazine ve Maliye Bakanlığının internet sitesinde yayımlanan ve MASAK tarafından yükümlülere gönderilen bir "Şüpheli İşlem Bildirimi Rehberi" bulunmaktadır. Bu rehberde yükümlülere (finans kuruluşlarına) hangi işlem ve davranışların şüpheli işlem olabileceğine ilişkin ayrıntılı açıklamalar yer alır. Örneğin rehbere göre, 10.000 TL sermaye ile yeni kurulmuş bir şirketin bir banka şubesinde mevduat hesabı açıp ilk işleminin milyon dolarlık bir para transferi olması ve şirket yetkililerinin gelen bu parayı nakit olarak çekmek istemesi şüpheli işlem olarak nitelendirilebilecektir.

Ancak ülkemizde finans kurumlarının kendilerine gönderilen bu rehbere riayet ettiklerini söylemek ne yazık ki mümkün değildir. Finans kurumları şüpheli işlemlere dikkat etmediğinden internet korsanları eylemlerini ülkemizde yürütmeye devam etmektedir.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır, somut bir dosya için hukuki görüş yerine geçmez.

Makaleler

Tüm makaleler →
AdresBalmumcu Mah. Gazi Umur Paşa Sokak, Balmumcu Plaza 1, No:30 K:2 D:7, Beşiktaş, İstanbul
Telefon+90 212 234 80 59
E-posta[email protected]
Çalışma dilleriTürkçe, İngilizce, Fransızca, İspanyolca